Türkçe - İngilizce
Türkçe - İngilizce
Almanca - İngilizce
Fransızca - İngilizce
İspanyolca - İngilizce
İngilizce Eş Anlamlılar
Türkçe - İngilizce Cümleler
Çeviri
Reklamları Kaldır
Oturum Aç / Üye Ol
Işıkları Söndür
English
English
Türkçe
Français
Español
Deutsch
Çeviri
Eş Anlamlılar
Cümleler
Araçlar
Kaynaklar
Hakkımızda
İletişim
Oturum Aç / Üye Ol
EN-TR
Türkçe - İngilizce
Almanca - İngilizce
İspanyolca - İngilizce
Fransızca - İngilizce
İngilizce Eşanlam
Türkçe - İngilizce Cümleler
Türkçe - İngilizce
İspanyolca - İngilizce
Geçmişi Gizle
Geçmiş Detayları
Geçmişi Sil
Geçmiş :
downhill force
Newton method
flat platform trailer
Dietrich
World Climate Programme
Country Parties
central computers
bolt spring
badly packed
a click
galloped
expansion coefficient
get together
histocompatibility complex
the multiple
acabado semimate
in-between-move
rewardless
bk virus
space coherence
swap in
jump combinations
not know
Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau
Geçmiş
Cümleler
"not know"
teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 1 sonuç
Kategori
İngilizce
Türkçe
Genel
1
Genel
not know
f.
bilmemek
I do
not know
why the issue is being raised again now.
Konunun neden şimdi tekrar gündeme getirildiğini
bilmiyorum.
More Sentences
"not know"
teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç
Kategori
İngilizce
Türkçe
Yaygın Kullanım
1
Yaygın Kullanım
not know what to do
f.
ne yapacağını bilmemek
Genel
2
Genel
pretending not to know
i.
tanımazlık
3
Genel
pretend not to know someone
f.
tanımamazlıktan gelmek
4
Genel
not to know any better
f.
yol yordam bilmemek
5
Genel
pretend not to know
f.
tanımazlıktan gelmek
6
Genel
pretend not to know
f.
bilmezlikten gelmek
7
Genel
not to know
f.
tanımamak
8
Genel
not know about
f.
haberi olmamak
9
Genel
not to know whom to support
f.
iki arada kalmak
10
Genel
not to know which road to take
f.
yolunu şaşırmak
11
Genel
not know exactly
f.
tam bilmemek
12
Genel
not want to know
f.
bilmek istememek
13
Genel
not know what one is saying
f.
ne dediğini bilmemek
14
Genel
know when one is not wanted
f.
istenmediğini bilmek
15
Genel
not know for sure
f.
tam bilmemek
16
Genel
pretend not to know someone
f.
tanımazlıktan gelmek
17
Genel
not know the source of
f.
kaynağını bilmemek
18
Genel
not know its source
f.
kaynağını bilmemek
19
Genel
not know somebody’s value
f.
kıymet bilmemek
20
Genel
pretend to not know
f.
bilmezden gelmek
21
Genel
pretend to not know
f.
tecahül etmek
22
Genel
pretend to not know
f.
bilmezden gelmek
İfadeler
23
İfadeler
not that I know of
expr.
bildiğime göre
24
İfadeler
not that i know of
expr.
bildiğim kadarıyla hayır
25
İfadeler
it's not what you know but who you know
expr.
ne bildiğin değil, kimi bildiğin/tanıdığın önemli
26
İfadeler
it's not what you know but who you know
expr.
ne kadar bilgili olduğun değil kimi bildiğin/tanıdığın önemli
Atasözü
27
Atasözü
one half of the world does not know how the other half lives
tok açın halinden anlamaz
28
Atasözü
one half of the world does not know how the other half lives
dünyanın yarısının diğer insanların nasıl yaşadığından haberi yok
29
Atasözü
one half of the world does not know how the other half lives
zengin fakirin halinden anlamaz
Konuşma Dili
30
Konuşma Dili
not know what to do with (oneself)
f.
ne yapacağını şaşırmak
31
Konuşma Dili
not know what to do with (oneself)
f.
(kendini) nasıl yatıştıracağını bilememek
32
Konuşma Dili
not know what to do with (oneself)
f.
nasıl vakit geçireceğini şaşırmak
33
Konuşma Dili
not know what (one is) missing
f.
neler/ne kaçırdığını bilmemek
34
Konuşma Dili
not know what to do with (oneself)
f.
nasıl oyalanacağını bilmemek
35
Konuşma Dili
not know what to do with (oneself)
f.
(kendiyle) nasıl baş edeceğini bilememek
36
Konuşma Dili
not know what (one is) missing
f.
nasıl bir şey kaçırdığını bilmemek
37
Konuşma Dili
not know what to do with (oneself)
f.
ne yapacağını bilememek
38
Konuşma Dili
if that's not (something), (then) I don't know what is
expr.
bu (bir şey) değil de ne?
39
Konuşma Dili
if that's not (something), (then) I don't know what is
expr.
bu da (bir şey) değilse, ben de bir şey bilmiyorum demektir
Deyim
40
Deyim
not know enough to come in out of the rain
i.
bön
41
Deyim
not know enough to come in out of the rain
i.
aptal
42
Deyim
not know from nothing
i.
enayi/saf
43
Deyim
not know whether one is coming or going
f.
kafası karmakarışık olmak
44
Deyim
not know whether one is coming or going
f.
paniklemek
45
Deyim
not know whether one is coming or going
f.
ne yapacağını şaşırmak
46
Deyim
not know beans about
f.
hiçbir şey bilmemek
47
Deyim
not know beans about
f.
hiçbir şey çakmamak
48
Deyim
not know beans about
f.
hiçbir bilgisi olmamak
49
Deyim
not know beans about
f.
yabancı kalmak
50
Deyim
not know beans about
f.
bihaber olmak
51
Deyim
not know your arse from your elbow
f.
en basit işi bile becerememek
52
Deyim
not know someone from adam
f.
birisini hiç tanımamış/görmemiş olmak
53
Deyim
not know whether one is coming or going
f.
ne yapacağını bilememek
54
Deyim
not know if one is coming or going
f.
ne yapacağını bilememek
55
Deyim
not know which end is up
f.
bihaber olmak
56
Deyim
not know which end is up
f.
hiçbir şeyden haberi olmamak
57
Deyim
not know which end is up
f.
ne olup bittiğini bilmemek
58
Deyim
not know the first thing about
f.
hiçbir şey bilmemek
59
Deyim
not know beans about
f.
hiçbir fikri olmamak
60
Deyim
not know the first thing about
f.
hiçbir fikri olmamak
61
Deyim
not know whether one is coming or going
f.
ne yapacağını bilmemek
62
Deyim
not know where to turn
f.
ne yapacağını bilmemek
63
Deyim
not know one's own strength
f.
gücünün farkında olmamak
64
Deyim
not know whether you are coming or going
f.
ne yapacağını bilmemek
65
Deyim
not know which way to turn
f.
ne yapacağını bilmemek
66
Deyim
not know one's own strength
f.
kendi gücünü bilmemek
67
Deyim
not know if one is coming or going
f.
ne yapacağını bilmemek
68
Deyim
not know if you are coming or going
f.
ne yapacağını bilmemek
69
Deyim
not know where to put yourself
f.
utancından saklanacak delik aramak
70
Deyim
not know where to put oneself
f.
utançtan kaçıp sığınılacak bir yer aramak
71
Deyim
not know where to put yourself
f.
utançtan saklanacak yer aramak
72
Deyim
not know where to put yourself
f.
utançtan kaçıp sığınılacak bir yer aramak
73
Deyim
not know where to put oneself
f.
utancından saklanacak delik aramak
74
Deyim
not know where to put oneself
f.
utancından kaçacak/girecek delik aramak
75
Deyim
not know where to put oneself
f.
utançtan saklanacak yer aramak
76
Deyim
not know where to put yourself
f.
utancından kaçacak/girecek delik aramak
77
Deyim
not know what to make of someone
f.
(birinin yaptığı şeye) anlam verememek/anlamamak
78
Deyim
not know the meaning of the word fear
f.
korku nedir bilmemek
79
Deyim
not know someone from eve
f.
birisini hiç tanımamış/hiç görmemiş olmak
80
Deyim
not know when to give up
f.
ne zaman duracağını bilmemek
81
Deyim
not know when to quit
f.
ne zaman duracağını bilmemek
82
Deyim
not know when to stop
f.
ne zaman duracağını bilmemek
83
Deyim
not know what hit you
f.
şokta ve kafası karışmış hissetmek
84
Deyim
not know (someone) from a bar of soap
f.
hiç tanımamak
85
Deyim
not know (someone) from a bar of soap
f.
hiç bilmemek
86
Deyim
not know what hit someone
f.
neye uğradığını şaşırmak
87
Deyim
not know (one is) born
f.
ne kolay bir hayatı olduğunun farkında olmamak
88
Deyim
not know you are born
f.
ne kolay bir hayatı olduğunun farkında olmamak
89
Deyim
not know (one is) born
f.
ne şanslı olduğunu bilmemek/anlamamak
90
Deyim
not know you are born
f.
ne şanslı olduğunu bilmemek/anlamamak
91
Deyim
not know you are born
f.
hayat şartlarının geçmişe ya da başkalarının yaşamına nazaran ne kadar iyileştiğinden bihaber olmak
92
Deyim
not know you are born
f.
ne kadar şanslı olduğundan bihaber olmak
93
Deyim
not know you are born
f.
ne kadar şanslı olduğunu görmemek/bilmemek/anlamamak
94
Deyim
not know (one is) born
f.
ne kadar şanslı olduğundan bihaber olmak
95
Deyim
not know (one is) born
f.
hayat şartlarının geçmişe ya da başkalarının yaşamına nazaran ne kadar iyileştiğinden bihaber olmak
96
Deyim
not know (one is) born
f.
ne kadar şanslı olduğunu görmemek/bilmemek/anlamamak
97
Deyim
not know one end (of something) from another
f.
bir şeyi diğerinden (başını sonundan/sağını solundan) ayıramamak
98
Deyim
not know one end (of something) from another
f.
başını sonunu bilememek
99
Deyim
not know one end (of something) from another
f.
bir konuda kara cahil/kör cahil/zırcahil olmak
100
Deyim
not know one end (of something) from another
f.
neyin nerede başlayıp bittiğini bilememek
101
Deyim
not know one end (of something) from another
f.
elifi mertek sanmak
102
Deyim
not know one end (of something) from another
f.
bir konuda hiç bilgisi olmamak
103
Deyim
not know one end of something from the other
f.
bir konuda zırcahil olmak
104
Deyim
not know one end of something from the other
f.
(bir konu hakkında) hiçbir fikri olmamak
105
Deyim
not know one end of something from the other
f.
(bir konu hakkında) beyan edebileceği bir bilgisi olmamak
106
Deyim
not know one end of something from the other
f.
(bir konu hakkında) hiçbir şey bilmemek
107
Deyim
not know the time of day
f.
hiçbiri şeyden anlamamak
108
Deyim
not know the time of day
f.
sağını solunu bile bilmemek
109
Deyim
not know you’re born [uk]
f.
ne kadar şanslı olduğunu bilmemek
110
Deyim
not know you are born [uk]
f.
ne kadar şanslı olduğunu bilmemek
111
Deyim
not know you are born [uk]
f.
ne kadar şanslı olduğunun farkında olamamak
112
Deyim
not know you’re born [uk]
f.
ne kadar şanslı olduğunun farkında olamamak
113
Deyim
not know a from a windmill
f.
beceriksiz olmak
114
Deyim
not know a from a windmill
f.
salak olmak
115
Deyim
not know b from a battledore
f.
hiç kafası çalışmamak
116
Deyim
not know a from a windmill
f.
bir şeyden anlamamak
117
Deyim
not know b from a battledore
f.
çok salak olmak
118
Deyim
not know b from a battledore
f.
çok aptal olmak
119
Deyim
not know b from a battledore
f.
hiç bir şeyden anlamamak
120
Deyim
not know b from a battledore
f.
cahil
121
Deyim
not know a from a windmill
f.
kafası çalışmamak
122
Deyim
not know a from a windmill
f.
aptal olmak
123
Deyim
not know where to look
f.
çok utanıp nereye bakacağını bilememek
124
Deyim
not know where to look
f.
nereye bakacağını bilememek
125
Deyim
not know which way to look
f.
utançtan nasıl davranacağını bilememek
126
Deyim
not know which way to look
f.
nereye bakacağını bilememek
127
Deyim
not know where to look
f.
utançtan ne yapacağını bilememek
128
Deyim
not know which way to look
f.
utançtan nasıl davranacağını bilememek
129
Deyim
not know where to look
f.
utançtan nereye bakacağını bilememek
130
Deyim
not know where to look
f.
eli ayağına dolaşmak
131
Deyim
not know which way to look
f.
çok utanıp nereye bakacağını bilememek
132
Deyim
not know which way to look
f.
utançtan nereye bakacağını bilememek
133
Deyim
not know (any) better
f.
neyin iyi neyin kötü olduğunu bilmemek
134
Deyim
not know which way to look
f.
ne yapacağını bilememek
135
Deyim
not know which way to look
f.
eli ayağına dolaşmak
136
Deyim
not know which way to look
f.
nasıl davranacağını bilememek
137
Deyim
not know where to look
f.
utançtan nasıl davranacağını bilememek
138
Deyim
not know which way to look
f.
utançtan ne yapacağını bilememek
139
Deyim
not know where to look
f.
ne yapacağını bilememek
140
Deyim
not know (any) better
f.
nasıl davranacağını bilmemek
141
Deyim
not know where to look
f.
nasıl davranacağını bilememek
142
Deyim
not know which way to look
f.
ne yapacağını bilememek
143
Deyim
not know (any) better
f.
bir şey bilmemek
144
Deyim
not know (any) better
f.
daha iyisini bilmemek
145
Deyim
not know where to look
f.
utançtan eli ayağına dolaşmak
146
Deyim
not know which way to look
f.
utançtan eli ayağına dolaşmak
147
Deyim
not know (any) better
f.
doğru karar verecek/davranacak kadar gelişmiş olmamak
148
Deyim
not know where to look
f.
ne yapacağını bilememek
149
Deyim
not know where to look
f.
utançtan nasıl davranacağını bilememek
150
Deyim
not know the time of day
f.
elifi mertekten ayıramamak
×
Pronunciation in context (
out of
)
Pronunciation of not know
×
Terim Seçenekleri
Çeviri Öner / Düzelt
Fransızca İngilizce Sözlük
İspanyolca İngilizce Sözlük
Almanca İngilizce Sözlük
İngilizce Eş Anlamlılar Sözlük
Google Images
Merriam Webster
Dictionary.com
The Free Dictionary
Abbreviations
Wikipedia in English
Wikipedia in Turkish
Urban Dictionary
German, LEO
Chinese, Dict.Cn
Spanish, SpanishDict
Russian, Multitran.ru
Medical, MedicineNet
İşaret Dili, Signing Savvy